‘Doğru Zaman’ Gelir mi?

‘Doğru Zaman’ Gelir mi?

 

Aklınızda bir fikir var.  Ama biraz daha para biriktirince böyle bir şeye girmek daha mantıklı olabilir.

Biri size bir fikir sundu.  Mantıklı, ama şu an işleri biraz yoluna koymanız için zamana ihtiyacınız var.

Senelerdir merak ettiğiniz bir eğitim var.  Şu an tatil mevsimi, tatiller hele bir bitsin de…

….

Buna benzer örnekler sizde de var mı?  Olmaz mı?! dediğinizi duyar gibiyiz.

Severek takip ettiğimiz Uzm. Klinik Psikolog Beyhan Budak aşağıda izleyebileceğiniz videosunda diyor ki, “Zayıf insanlar fırsatları beklerler, güçlü insanlarsa kendi fırsatlarını yaratırlar.  Genellikle karşımıza çıkan güzel fırsatları kaçırırız, çünkü yeterince hazır olmadığımızı düşünürüz. Sonuçta o güzel fırsatlar gözümüzün önünden akar gider. Gerçek şu ki, hiç bir zaman kendini hazır hissetmeyeceksin.  Başarılı insanlar, başarılı şirketler hazır olmadan harekete geçerler. Risk alarak. Çocukken düşmeyi, yaralanmayı göze alarak yürümeyi, koşmayı öğreniriz. Ama büyüdükçe risk almayı unutup konfor alanına çekilmeye başlarız…  “

Hem konfor alanından çıkmak istemeyip hem de hayatımızın değişmesini, güzelleşmesini beklemek pek sonuç veriyor gibi gözükmüyor.  Bunu hayatında istediği noktalara gelmiş ya da gelememiş insanların hayatlarını gözlemleyerek de doğrulayabiliriz.  Başarılı, mutlu insanların hayatlarında büyük çoğunlukla bir kırılım, bir konfor alanından çıkıp ilerleyiş olduğunu görüyoruz.  Hayatından şikayetçi olan, bir şeyler yapmak istediğini konuşup duran insanların ise konfor alanlarını bozamadıkları için senelerce aynı yerde aynı şikayetlerle dönüp durduğunu.  Kendi geleceğimizin kimler gibi ilerlemesini istiyorsak, onların hikayelerinden ilham almalıyız belki de.  Geri kalan hayatların pek bir hikayesi de olamıyor ne yazık ki.

Napoleon Hill’in 1930’larda yazdığı “Düşün ve Zengin Ol” kitabında bireyin harekete geçmek için kendi kendine söylediği bahaneler sıralanır:

  1. EĞER bir karım ve çocuğum olmasaydı…
  2. EĞER yeterince gayretli olsaydım…
  3. EĞER param olsaydı…
  4. EĞER iyi bir eğitimim olsaydı…
  5. EĞER bir iş bulabilseydim…
  6. EĞER sağlığım iyi olsaydı…
  7. EĞER zamanım olsaydı…
  8. EĞER zamanlama daha iyi olsaydı…
  9. EĞER diğer insanlar beni anlasaydı…
  10. EĞER şartlarım daha farklı olsaydı…
  11. EĞER hayatımı yeni baştan yaşasaydım…
  12. EĞER başkalarının ne diyeceğinden korkmasaydım…
  13. EĞER bana bir şans verilseydi…
  14. EĞER biraz daha genç olsaydım…
  15. EĞER zengin doğmuş olsaydım…
  16. EĞER doğru insanlarla tanışmış olsaydım…
  17. EĞER geçmişteki fırsatları değerlendirmiş olsaydım…
  18. EĞER eve ve çocuklara bakmak zorunda olmasaydım…
  19. EĞER bu kadar şişman olmasaydım…
  20. EĞER yeteneklerim bilinseydi…
  21. EĞER elime bir “fırsat” geçseydi…
  22. EĞER şu borçlarımdan kurtulsaydım…
  23. EĞER başarısız olmasaydım…
  24. EĞER nasıl yapacağımı bilseydim…
  25. EĞER herkes bana karşı çıkmasaydı…
  26. EĞER doğru insanla evlenseydim…
  27. EĞER kendi işim olsaydı…

Ve daha bir çok “eğer”…

Bu bahaneler sonrası Napoleon Hill ekler; “Başarısızlığı açıklamak için mazeret bulmak herkes için bir eğlencedir. İnsan ırkı kadar eskidir ve başarı için çok tehlikelidir! İnsanlar neden mazeretlerine sıkı sıkı yapışırlar? Cevap açıktır. Mazeretlerini savunurlar; çünkü onları kendileri yaratırlar! İnsanın mazereti kendi hayal gücünün ürünüdür. Kendi buluşunu savunması insanın doğası gereğidir.”

Konfor alanından çıkmamak için ve sonrasında oluşan fırsatları kaçırmışlıktan doğan başarısızlık, mutsuzluk için insan yüzlerce bahane üretebilir; Napoleon Hill’in dediği gibi bunları pek bahane olarak bile düşünmez, gerçek büyük sebepler diye görür.

Herkesin kendi konfor alanını, çıkamama bahanelerini, hayallerini, gittiği yolu sorgulayabildiği; harekete geçmenin o kadar da zor olmadığını fark edip hareketin gücünü güzelliğini keşfettiği, özgürlüğünü hissedebildiği günler dileğimizle; sizleri Beyhan Budak’ın videosu ile baş başa bırakıyoruz.

 

Give a Reply