Hayat Amacımız

 

Siz de benzer cümleler çok duyuyorsunuzdur ya da belki siz de benzer cümleler kuruyorsunuzdur; “Yaptığım işten farklı bir şeyler yapmak istiyorum ama ne yapacağımı bilemiyorum, hayattan ne istediğimi bilmiyorum…”

Bunun cevabı tek bir cümle midir, dönem dönem değişebilir mi; bu herkes için farklı olabilir.  Ana soru hayatımızdan ve yaptıklarımızdan tatmin halde miyiz, yoksa içimizde bir yerlerde bir eksiklik hissedip kendimizi boşlukta mı hissediyoruz?

Mesleği için “Daha çocukken biliyordum ne istediğimi, o zaman karar vermiştim bunu yapacağıma” diyen hayranlık uyandıran bir azınlık var, genelde de başarılı insanlar oluyorlar.  Bunlara “Erken yaşta ne istediğini bulmuş, ne şanslı!” deriz genelde.  Belki de onların ne istediğini bulamadığını söyleyenlerden tek farkı,  ne istediklerini erken yaşta keşfetmiş olmaları değil, keşfettikten sonra bunu geçiştirmeyip bunun peşinden gitme cesareti ve iradesinde olmuş olmalarıdır.

Yani belki de; hepimizin ne istediği, tutkuları çocukken kendini belli etmişti ama biz bir çok sebeple onları görmezden geldik, birilerinin yapmamız gerektiğini söyledikleri silsilesinin altına süpürdük.  Orada da unuttuk gitti.  Şimdi bulamadığımızı söylüyoruz.

Çocukluk hayallerini hatırlayan kimler var?  Kimisi dalga geçerek hatırlıyor çocukluk hayallerini, “Sesim kötüydü ama şarkıcı olmak istiyordum” vb diye, belki size söylemek istediği başka bir şey vardır bunun da.  Büyük topluluklara karşı sahnede olmak istiyorsunuzdur belki. Onları küçümseyip bir kenara atmak yerine onları dinlemeye çalışsak yepyeni ufuklar açılacaktır belki de önümüze, kim bilir…

Meltem Güner, kitaplarını da videolarını da çok sevdiğimiz, bize kendimizi tanımak, söylediklerimizin, niyetlerimizin farkına varmak konusunda yol gösteren bir yazar.  Aşağıdaki videosunda yine çok güzel bir konu işlemiş: Hayat amacımız.

“Hayatı, planladığımız gibi, on yıllar daha yaşayacağımız zannını bıraktığımızda hayat amacımız ile buluşacağız.” cümlesi kendimize sık sık hatırlatmamız gereken bir cümle.  Çoğunluk, devamlı kendini erteleyerek yaşayıp gittiği bir savrulma halinde.  İstediklerini yaşayabilmek için önce seneler boyu istemediği şeyler yapması gerektiğini kabullenmiş, bunalmayı kabullenmiş bir halde.  80-90 yaşına kadar yaşayacağı garantiymiş gibi, “emekli olduğunda kurtulmak üzere” tasarlanmış bir hayat içerisinde.  Bu kendince geçici hayatına öyle bir dalmış hatta tutunmuş halde ki, altta düşündüğü gibi “bundan kurtulduğunda” ne yapmak nereye ulaşmak istediğini bile düşünmüyor daha aslında. Çoğumuz böyleyiz.

“Kendi hedefimiz olmayan eylemler içinde olabiliyoruz.  En değerli olan varlığımız olan zamanımızı sonunda bizi mutlu etmeyecek olan eylemlere harcıyor olabiliyoruz.” demesi çoğunluğun hayatını anlatıyor aslında.

Hayallerimizden, hayatımızdan en başta biz vazgeçtiğimizde, hayat bize ne yapsın? Biz günlerimize değer vermezsek, yıllarımız nasıl güzelleşsin?

“İçinde bulunduğumuz ana değer katabildiğimizde, değerli hissettiğimizde anlamlanıyor hayat.”  diyor Meltem Güner.  Burada iki önemli kavram var dikkatimizi vermemiz gereken: bulunduğumuz an ve değer katmak.

Günümüzü güzelleştirmek, geleceğimizi güzelleştirebilmenin tek yolu aslında.  Uzağa attığımız hayaller başka türlü bize yaklaşamıyor çünkü, biz onları bugüne çekmediğimiz takdirde hep uzakta kalıyor.  Bulunduğumuz an her şeyi değiştirebileceğimiz, güzelleştirebileceğimiz, “bir şey yapabileceğimiz” tek an çünkü.

Değer katmak ise çok derin ve güçlü bir eylem.  Hayatın bize kattığı çok şey var, bazen fark etmesek de.  Bilgi, deneyim, hatta nefes… Biz buna nasıl teşekkür edebiliriz, aldıklarımızı faydalı bir döngüye nasıl sokabiliriz?  Kime, neye değer katabiliriz?  Bunun cevabının önemini algıladığımızda hayat ile bağımız çok daha güçleniyor, hayatın bize açtığı alan giderek genişliyor.

En değerli varlığımız zamanımızı kendi hayallerimiz için kullanabilmek dileğiyle, sizleri Meltem Güner’in huzurlu sesiyle baş başa bırakıyoruz:

 

 

 

Give a Reply