Melike Ergün

 

“Aklımızdan hiç çıkarmamamız gereken iki kuralı var bence hayatın:  Yola çıkmak için cesaret, yolda kalmak için de sabır.”

 

Kendinden biraz bahseder misin? Melike kimdir, nerelerde yaşadı, nerelerde okudu, neler yaptı?

Melike tüketim çılgını olmadan yaşamaya çalışan, toplumsal fayda yaratarak hayatını kazanmayı kendine amaç edinmiş bir kadın.  Eğitim aldığım alan iletişim – gazetecilik. Kamusal fayda yaratan bir iş olduğu için çok sevdim, 2002-2009 yılları arasında gazetecilik yapma çabasıyla yanıp tutuştum. İstanbul’da çeşitli ulusal gazetelerde stajyer muhabirlik yaptım.  İzmir’e taşındıktan sonra da işime burada devam edebileceğimi umdum.  Ancak kısa zaman içinde oldukça zor bir tercih olduğunu  görerek ince bir yatay geçişle bir yayın evinde tasarım işlerinde çalışmaya başladım.  2,5 yıllık bir deneyimin ardından kelimenin tam anlamıyla daha fazla katlanamayarak yeniden gazetecilik yapabileceğim sahalar aramaya koyuldum.  İzmir’de de yine birçok yerel gazetede çalışarak çevre edindikten sonra kendi işimi kurmaya karar verdiğim esnada kendime yepyeni bir pencere açmayı başardım.  Yaklaşık bir yıllık bir eğitim sürecinin ardından dernekler, kalkınma ajansları ve KOSGEB gibi işletmelere dönük destekler veren kamu kurum ve kuruluşlarına projelendirme alanında destekler vermeye başladım.  Şimdi kendime ait bir danışmanlık firmam var.  KOBİ danışmanlığı faaliyetleri ile KOSGEB tarafından yürütülen girişimcilik eğitimleri yürüterek iş hayatıma devam ediyorum.  Bu arada girişimci arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz İşim Gelişiyor Derneği’nin başkanlığını yürütüyorum.

Çalışmaya başlarken hayata dair hedeflerin nasıldı?

İlk işim öğrencilik yıllarımdan itibaren stajyer muhabirlik yaparak çalıştığım ulusal gazetelerdi.  O zaman hayata dair hedeflerim aslında kendimi tanıtırken de söylediğim gibi kamusal fayda yaratacağım bir şeyler yaparak hayatımı kazanmaktı.  Hep keyif aldım bundan.  Bilginin ve kendini geliştirmenin sonsuz bir çark olduğuna inandım her zaman.  Hala da aynı fikirdeyim.

İş hayatındaki ilk pazartesini hatırlıyor musun? Nasıldı?

Çok heyecanlıydı.  En çok keyif aldığım iş olan ve insanın kendini oldukça önemli hissettiği bir işte gazetecilikte öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan idealist bir Melike’ydim.

Pazartesilerinde zamanla neler değişti?

Pazartesiler bence amatör heyecanın yitmeye başladığı, çarkın bir parçası olmaya başladığınız andan itibaren değişiyor.  Benim de öyle oldu.  Rutinin parçası olmak, yaratıcı zekanın kısıtlandığı, kalıplaşmış bir kurgunun içinde olmak ve özgürlük alanlarınızın kısıtlanması sizi yavaş yavaş dibe çekip, enerjinizi tüketmeye başlıyor.

Pazartesilerini değiştirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu çok garip bir içsel motivasyon.  Bazılarımız konfor alanından çıkmayı başaracağı sıçrayışı gerçekleştirme cesaretini buluyor kendinde.  Eğer bir yerde kendinizi sıkılırken buluyorsanız orası aslında sizin potansiyelinizi açığa çıkaramadığınız bir yer.  İçsel garip bir bilişle insan keşfediyor bunu. Benim de öyle oldu.

Değişim kolay oldu mu? Nasıldı?

Değişim hiç kolay olmadı.  En önemlisi yeni bir pencere açıp yeni pazartesinizde ne yapacağınıza karar vermek, sonra bu dönüşümün nasıl olacağının adımlarını belirlemek ve yeniden bir kurgu yaratarak onu var etmek hiç kimse için çok kolay değil bence.  Benim arayış sürecimde yolumu netleştirmeme vesile olan KOSGEB in girişimcilik eğitimleri oldu.

Şu an ne yapıyorsun? Pazartesilerin nasıl geçiyor?

Şu an KOBİ danışmanlığı yapıyorum aynı zamanda da girişimcilik eğitimleri veriyorum.  Kendime ait küçük bir işletmem var.  Pazartesilerim ile ilgili hak sahibi olan benim.  Bu çok önemli bir özgürlük alanı.  Pazartesilere bilgisayarımı götürebildiğim her yerde başlayabilecek olmanın fikri bile keyif veriyor.

Eski pazartesilerine bakınca ne düşünüyorsun?

Tam zamanında kaçmışım diyorum 🙂

Pazartesilerini değiştirmek isteyenlere tavsiyen var mı?

Yapın gitsin kardeşim.  Hayatı izlemeyin.  Siz oynayın, hayat sizi izlesin.  Aklımızdan hiç çıkarmamamız gereken iki kuralı var bence hayatın:  Yola çıkmak için cesaret, yolda kalmak için de sabır.

 

Give a Reply