Burak Baykaldı

 

“Sen açık olunca hayat da sana açık oluyor.”

Kendinden biraz bahseder misin? Burak kimdir, nerelerde yaşadı, nerelerde okudu, iş hayatı dışında neler yaptı?
Burak 1981 Kayseri doğumlu, idealist öğretmen bir annenin tek oğlu.  Genel yargılara göre başarılı bir öğrencilik hayatı ile liseyi bitirdikten sonra Kayseri dışına üniversite ile adım atar.  Zamanının gözde mesleklerinden Tekstil Mühendisliği için İzmir, Ege Üniversitesi. Yine İzmir’de yüksek lisans yaparken farklı Tübitak projelerinde görevler ve ardından özel sektör için İstanbul yolculuğu.  Sektörde global oyunculardan olan özel bir firmada ürün geliştirmeden satışa uzanan 9 yıllık bir tecrübe.  Kendini anlatmaya gelince hep insan neler yaptığını anlatıyor.  Karşıdaki seni daha önce yaptıklarınla tartıyor çünkü. Hepimiz gibi. Burak iyi niyetlidir, mutlu olmayı mutlu etmeyi sever.  Çözümcül tarafta olmayı ister, yaptığı her işte geliştirilebilecek tarafları eşelemek en sevdiği olmuştur, daha yaratıcı tarafta olmayı seçer.
İş hayatından önceki hedeflerin nelerdi?
Çocuklukta tır şöförü olmayı da istedim, bilim adamı olmayı da.  O zamanlar hayallerim vardı.  Daha hedeflere dönüştüremeden benim dışımda, benim adıma karar verilen bir düzen ile birden Tekstil mühendisi oluverdim. Süreçte hep iyi olmaya çalıştım, başardım da.  Ama durup düşünemedim hiç aslında hayaller ne idi, hedefler ne idi.
İlk pazartesini hatırlıyor musun? Nasıldı?
Çekingendi.  Öğrencilik bitip de, farklı bir hayata, farklı bir ortama geçiş. Ürkek bile denebilir.
Pazartesilerinde zamanla neler değişti? 
Önceleri güzeldi, “Ah şu öğrencilik bitse de gerçek hayata atılsam!” dediğin zamanların ardından. Çok uzun sürmedi ama.  Pazartesiler sıkmaya başladıkça görev değişimleri ile biraz nefes aldığım dönemler oldu ama sanırım hepsi sonun başlangıcı idi.  Pazartesilerim sona doğru artık hiç uyanmasam denilecek hale geldi ki hala hatırladıkça içim daralıyor.
Pazartesilerini değiştirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu fikir herkeste hep var galiba.  Mutlu olacağımızı hissettiğimiz farklı pazartesiler.  Ama tabii ki hiç denemediğimiz ya da denemeye cesaret edemediğimiz. Yani özünde fikir hep mevcut.  Adım atabilme cesareti ise zamanla alakalı sanırım.
Pazartesini değiştirmek kolay oldu mu? Nasıldı?
Bir yandan yıllarımı aldı, bir yandan da geçirdiğim yıllar bu adımı bu kadar kolay hale getirdi.  Kolay oldu aslında.  Karar ve hareket.
Şu an ne yapıyorsun? Pazartesilerin nasıl geçiyor?
8 – 5 düzenden çıktıktan sonra görmemiş gibi hobilerime saldırdım.  Neredeyse yine boş vakit bırakmayacak şekilde. Yelkenden inip üç boyutlu modellemeye, davuldan çıkıp görsel tasarıma.  Bir süre hiçbir pazartesi düzenine girmeyi düşünmedim.  Daha sonra hep daha esnek, bana bağlı pazartesiler üzerine düşündüm.  Burcu ile çalıştığım şirkette tanışmıştık, ben şirketten ayrıldıktan sonra evlendik.  O da bana benzer bir süreç geçirdi. Onun da istifası geldikten sonra, gemiler yandı, İstanbul yerini İzmir’e bıraktı.  Sen açık olunca hayat da sana açık oluyor.  İzmir’e geldiğimizde üniversiteden tanıdığım, çok sevdiğim eczacı bir arkadaşım ile ortak online ve global bir ticarete başladık. Tekstil de bitti, 8-5 de kalmadı. Şöyle söyleyebilirim, “Bu pazartesiler bir harika!”
Eski pazartesilerine bakınca ne düşünüyorsun?
Çok eziyet etmişim kendime. Ve kim bilir bu eziyet edilmiş halimle kimlere kimlere hayatı zindan  etmişimdir. İç huzuru olmayan bir insanın dışarı iyi bir şeyler yansıtabilmesi mümkün mü?
Pazartesilerini değiştirmek isteyenlere tavsiyen var mı?
Tabii ki, olmaz mı.  Karar ve hareket demiştim.  Hepimiz gün boyu bir şeyler hakkında kararlar veriyoruz, harekete geçiyoruz.  Konu kendi hayatımıza gelince ise bir durgunluk.  İstediğimiz, hayal ettiğimiz, hedeflediğimiz şeyler için harekete geçemiyoruz belki.  Ama en azından istemediğimiz, devam edemediğimiz şartlarda yaşamak zorunda değiliz hiçbirimiz.  Sırf bunun için bile harekete geçmek gerek. Bir düşünmek gerek. Neleri kaybetmekten korkuyoruz.  En kötü ne olabilir ki?

Give a Reply